Kartal Demba Ba ve Olcay’a güveniyor


Ankara’da bu sezon 6. maça çıkacak Beşiktaş, Demba Ba ve Olcay Şahan’a güveniyor. Siyah-beyazlılar Ankara’daki 5 maçta 14 gol atarken bunların 10′unu Demba Ba ve Olcay Şahan filelere yolladı. Demba Ba 6, Olcay Şahan da 4 golle takımına katkı yaptı. Daniel Opare, Gökhan Töre, Mustafa Pektemek ve Ramon Motta da Ankara’da 1 gol attı.

Kaynak : fotomac.com.tr

“Elimizden geleni yaptık ama…”


Türkmen, yaptığı açıklamada, deplasmanda oynadıkları ve 2-0 mağlup oldukları Bucaspor maçının ardından matematiksel olarak bir alt ligde düştüklerini anımsattı.

Sezon başından bu yana maddi sıkıntılarla uğraştıklarını anlatan Türkmen, lige veda etmelerini “malumun ilanı” olarak değerlendirdi.

Türkmen, başkanlık süresi boyunca Orduspor’u hak ettiği yerlere getirmek için uğraş gösterdiğini ifade ederek, “Ligde uzun süredir kötü bir gidişatımız vardı. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum, ben beş yıl boyunca hem maddi hem de manevi anlamda elimden geleni yaptım, ancak bir noktadan sonra bizim de mücadele gücümüz kalmadı. Olacak bir şeyin önüne geçemiyorsunuz” diye konuştu.

Türkmen, kulübün önümüzdeki günlerde yapılacak olağan genel kurulunda başkanlığa aday olmayacağını sözlerine ekledi.

Kaynak : fotomac.com.tr

Trabzon-Beşiktaş maçının biletleri satışa çıkıyor

Bordo-mavili kulübün internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 3 Mayıs Pazar günü Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynanacak Beşiktaş maçının biletlerinin satışına yarın başlanacak.

Maçın bilet fiyatları kale arkası tribün 10, maraton (tüm bloklar) 25, kapalı (A-D-E-H Blok) 50, kapalı (B-C-F-G Blok) 60, VIP tribün 150 lira olarak belirlendi.

Kaynak : hurriyet.com.tr

SunSplash geliyor

Bir ucunda Aspat dağlarının, diğer ucundaysa antik kalıntıların yer aldığı ve Ege Denizi’nin yumuşak rüzgarlarının serinlettiği Aspat Koyu geçtiğimiz yıl SunSplash katılımcılarını adeta büyülemişti. Bu müthiş doğa harikası, bir kez daha SunSplash’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. SunSplash 21 ve 28 Haziran tarihleri arasında her yıl olduğu gibi ziyaretçilerine bir kez daha deniz, güneş ve kum üçgeninin harika müziklerle birleşeceği unutulmaz bir hafta yaşatacak.

Festivalde Bu Yıl: Andrew Ashong, Sadar Bahar ve Gilles Peterson! 
Oldukça renkli müzikal bir atlastan beslenen SunSplash, farklı müzik türlerini yine aynı sahnede bir araya getiriyor. Aspat Koyu’nun yıldızları Haziran ayında kuşkusuz sadece gökyüzündekiler değil. Bu yıl Andrew Ashong, Sadar Bahar, Romare, Daudi Matsiko ve ismi artık festivalle birlikte anılan Gilles Peterson, SunSplash’e konuk oluyor.


Gilles Peterson

İşte SunSplash programında yer alacak isimler:
- Hipnotize edici, yüzü geleceğe dönük soul ve R&B ritimlerinin yaratıcısı Andrew Ashong
- Festivalde ilk kez performans sergileyecek olan Chicago’lu disco efsanesi Sadar Bahar
- Elektronik müzik dünyasında son dönemin en etkileyici isimlerinden biri olan Romare
- Ve elbette SunSplash festivaliyle özdeşleşen performansıyla efsanevi Gilles Peterson
Ayrıca Earl Gateshead, Lefto, Kyodai, Rainer Trueby, Phil Asher, Love Vinyl’s Stuart Patterson and Mighty Zaf ve Boiler Room’un küratörleri arasında yer alan Thris Tian da bu yıl SunSplash’te olacak.

SUNSPLASH ARTIK BODRUM’DA: ASPAT KOYU


Thris Tian

Bu görkemli özel koy, geçtiğimiz yıldan beri butik bir festivalin ruhuna uygun olarak doğayla tamamen bütünleşebileceğiniz dinamik bir festival mekanına dönüştürülüyor. SunSplash katılımcıları, palmiye ağaçlarının gölgesinde, egzotik bir atmosferde gün boyunca sahilde türlerinin en iyi müzikleri ile yorgunluklarını atarken, atölye çalışmalarında yeni keşiflere yelken açacaklar. Sabah yogası, gün doğumunda chi gong, bootcamp, dans anatomi, poi, çiğ beslenme bu seneki atölyelerden sadece bir kaçı… Gündüz geceye dönüştüğünce Riverside Club ve Octopus Stage’de yer alacak konser ve Club Session’lar sabahın ilk saatlerine kadar devam edecek. Bizans Hamamı kalıntıları ve yaşam ağacı ise festivalcilerin yine gözdesi olacak.

SUNSPLASH’E KATILIM


SunSplash, Aspat Koyu’nda, okaliptüs ağaçlarının gölgesindeki su kaynağının hemen yanına kurulu 65 adet bungalov odada, doğayla iç içe, sade, huzurlu ve keyifli bir konaklama fırsatı sunuyor. Aile odaları ve apart deluxe odaların da yer aldığı Aspat konaklama paketlerinde, çift kişilik haftalık oda fiyatı kişi başı 1370 TL olarak belirlendi (kahvaltı, akşam yemeği, tüm SunSplash etkinlik, atölye ve partilerine katılım dahil). Bir haftadan daha kısa süreli katılımcılar için, festival alanına 1 km yakınlıkta butik otel konaklamalı paketler ve kısıtlı sayıda çadır ile konaklama imkanı da mevcut.

Konaklamalı katılım dışında, sadece festivale günlük giriş bileti ile katılmak da mümkün. Biletler haftaiçi kişibaşı 50 TL, hafta sonu 80 TL.
SunSplash’i çocuklar da dolu dolu yaşıyor. Her gün 14:00-17:00 saatleri arasında 3-8 yaş arası çocukların kabul edileceği süpervizörlü oyun ve etkinlik alanı KidSplash açık olacak. Kidsplash katılımı, çocuk başına günlük 20 TL ek ücrete tabi. Daha büyük yaş grubu çocuklar için de hafta boyunca çeşitli spor ve sanat etkinlikleri yer alacak. Çocuklara özel KidsDisco ise festivalin yeniliklerinden…

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Cep telefonlarına izinsiz reklam mesajları 1 Mayıs’ta bitiyor

Düzenleme ile birlikte istenmeyen reklam mesajı ya da elektronik postası gönderen firmalara 50 bin liraya kadar para cezası gelecek.

Ayrıca, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) taslak aşamasında olan düzenlemesine göre istenmeyen mesajların dağıtımı sağlayan GSM operatörlerine de yaptırım uygulanacak.
DHA’nın sorularını yanıtlayan Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Neredeyse hepimiz günün 24 saat 365 gün bir takım reklam amaçlı mesajlar ve elektronik posta iletileri gönderiliyor. Taciz noktasına gelen bu mesajlar tüketiciyi bezdirmekteydi” dedi.

Ağaoğlu, 1 Mayıs 2015 tarihinde yürürlüğe girecek olan elektronik ticaretin düzenlenmesine yönelik düzenleme ile ticari maksatlı reklam ve tanıtım mesajları gönderilmesi artık yasaklandığını ifade ederek, “Kanunla reklam mesajları ve e-postları vatandaşın tercihine bırakılıyor” dedi ve ekledi:

“Reklam mesajı göndermek isteyen firmalar tüketicinin onayını almak için onlara hiç bir mali külfet yüklemeden, bu mesajları red edebilecekleri şekilde bildirimde bulunup izinlerini almak zorundalar. Tüketici onay vermediği takdirde yani sessiz kaldığında bu durum reklam mesajlarının gelmesine izin verildiği şeklinde algılanmayacak. En geç 3 iş günü zarfında söz konusu mesaj trafiği durdurulacak.”

“50 bin liraya varan para cezası”
Aydın Ağaoğlu, yasaya uymayanlara kademeli olarak 50 bin liraya varan para cezası uygulanacağına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu gören pek çok finans kurumu ve markaların sahipleri tüketicilere ‘izin ver’ mesajları göndererek tanıtım bildirimlerinin gönderilmesine, tüketicinin onay vermesi halinde çekilişle kendilerine akıllı telefonlardan, televizyonlara kadar hediye vadetmektedirler. Tüketicilerimizin bu vaatlere aldanıp onay vermemelidir. Ülkemizde çekilişle hediye dağıtmak Milli Piyango idaresinden izin gerektirmektedir. Firmalar reklam ajanslarına ve çeşitli duyuru ajanslarına yüksek meblağlar ödeyerek atacakları duyuruları toplu mesajlarla gönderdikleri için bütçelerinde avantaj sağlamaktaydılar. Taciz boyutuna varan bu ilan ve reklam bombardımanına uğrayan kişilerin elektronik posta adresleri, cep telefonlarını hatta ev adreslerini hangi yollardan ele geçirdikleri bir muammaydı. Bu istemeyen mesajlar tüketicilerin zaman zaman dolandırılmalarına vesile oluyordu.”

Cep telefonu operatörleri de sorumlu olacak
Bundan böyle tüketicilerin izni olmadan toplu mesaj, elektronik posta gibi yöntemlerle tanıtım iletilerinin gönderilmesi artık sona ereceğini dile getiren Ağaoğlu, “Çünkü Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu bu yasanın yürürlüğe girmesiyle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da (BTK) üç mobil iletişim operatörü ile internet hizmeti sağlayan kurumlara da sorumluluk yükleyerek aykırılık durumunda ciddi yaptırımlar içeren düzenlemeyi hazırlamıştır. Böylece Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü istenmeyen mesaj gönderenleri denetleme imkanına kavuşurken, istenmeyen mesajların gönderilmesinde en yaygın kullanılan alanlarda faaliyet gösteren işletmeler de sorumlu tutuldu” dedi.

Bakanlığa şikayet edebilecek”
Ağaoğlu, bir firmanın mobil telefon abonelerine toplu mesaj gönderdiği ve bununla ilgili tüketicinin onayı olmadığı anlaşılırsa, buna aracılık eden operatörün de cezaya muhatap olabileceğine dikkat çekti.
Bundan sonra tüketicilerin yapması gerekenin, kişisel iletişim bilgilerini girdikleri veya beyan ettikleri kurumlara bildirim almak istemedikleri açıkça söylemeleri veya sözleşmelerinde “bildirim almak istemiyorum” bölümü işaretlemeleri gerektiğini vurgulayan Aydın Ağaoğlu, “Tüketiciler, onay vermedikleri halde mesaj alıyorlarsa bakanlığa şikayet edebilecektir” diye ekledi.

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

“Türkiye’de son iki yılda yolsuzluk arttı, artmaya devam edecek”

Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Türkiye ülke kolu olarak faaliyet gösteren Uluslararası Şeffaflık Derneği, “Türkiye’de Yolsuzluk: Neden, Nasıl ve Nerede?” başlıklı kamuoyu araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Mevcut hükümetin yolsuzlukla mücadeledeki çabalarını, katılımcıların yüzde 55’i etkisiz buluyor. Yolsuzluğun nedenlerine ilişkin soruda katılımcıların verdiği cevaplar, dokunulmazlıklar ve yolsuzluğun cezasız kalmasının büyük bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan’ın sunumuyla gerçekleşen basın toplantısında paylaşılan araştırma sonuçları, kamuoyunun, son iki yıl içinde yolsuzluğun arttığını ve önümüzdeki iki yıl içinde de artmaya devam edeceğini düşündüğünü, dokunulmazlıklar ve yolsuzluğun cezasız kalmasının ise en önemli sorun olduğunu ortaya koydu.

Basın toplantısına yorumlarıyla katkıda bulunan araştırmacı gazeteci Nedim Şener, Türkiye’deki “yolsuzluk kültürünün” çok korkutucu olduğunu dile getirdi.

Basın toplantısı konuşmacılarından İktisatçı/Gazeteci Mustafa Sönmez de Türkiye’de olduğu gibi yargının, yasamanın tekelleşiyor olmasıyla yolsuzluk sorununun büyük bir sorun haline geldiği yorumunda bulundu.

Pwc Türkiye Vergi Hizmetleri Lideri ve aynı zamanda Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Zeki Gündüz de yolsuzluğun artmasının özel sektör açısından bakıldığında yatırımları da etkilediği, iş yapma maliyetlerini artırdığı ve kötüyü daha pahalıya almak zorunluluğunu ortaya koyduğunu belirtti.

“Usulsüz” ödeme yapanlar ya da “hediye” verenler artıyor
Türkiye’nin tüm bölgelerinde, toplam 2000 kişiyle görüşülerek hazırlanan kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 28.35’i, son 12 ayda usulsüz ödeme yapmak veya hediye vermek durumunda kaldığını belirtti.

Bu oran, Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından toplam 107 ülkeden 114 bin katılımcıyla gerçekleştirilen, bugüne kadar yolsuzluk üzerine hazırlanmış en kapsamlı araştırma sayılan Küresel Yolsuzluk Barometresi’nin 2013 yılı Türkiye sonuçlarında yüzde 21 düzeyindeydi.

“Dokunulmazlıklar ve cezasızlığın yolsuzlukla mücadeleyi etkisiz hale getiriyor”
Yolsuzluğun nedenlerinde ilk sırada yer alan başlık dokunulmazlık ve cezasızlık iken, katılımcıların yüzde 55’i hükümetin yolsuzlukla mücadele çabalarını etkisiz buluyor.

Kamuoyu araştırması sonuçları, dokunulmazlıklar ve cezasızlığın yolsuzlukla mücadeleyi etkisiz hale getirdiğine işaret ediyor.

Yolsuzluğun nedenleri sıralamasında arasında ilk sırayı, 10 üzerinden 8.14 puan ile dokunulmazlıklar ve yolsuzluğun cezasız kalması alıyor. Cezasızlığı, 7.97 ile siyaset-sermaye ilişkisi, 7.95 ile ihale sistemleri ve 7.94 ile medya-sermaye ilişkisi izliyor.

“Özel sektör rüşvet-hediye ile kamu sektörü üzerinde etkili”
Bu sıralama, ankete katılanların özel sektörün yolsuzlukta önemli bir payının olduğunu düşündüğünü de göstermektedir. Katılımcıların yüzde 61’inin, özel sektörün rüşvet ile kamu sektörü üzerindeki etkisine ilişkin soruya “evet, özel sektör rüşvet, hediye vb. vererek kamusal işlemler ve hukuki düzenlemeler üzerinde çok etkilidir” demiş olması da bu sonucu destekliyor.

“Kamu ihalelerinin de yolsuzluğun nedenleri sıralamasında 3. sırada yer aldığıırken, kamu iş ve işlemlerinde yolsuzluk derecesi sıralamasında 10 üzerinden 8,62 puanla 1. sırada yer alıyor” denilen araştırma sonuçlarında, şu değerlendirme yapıldı:

“Belediyeler, en fazla usulsüz ödeme ya da hediyenin verildiği kurumlar”
“Ankete katılanların bireysel deneyimlerinden çok, sistemik bir alana işaret ettikleri görülüyor. Yolsuzluğun en yaygın olduğu düşünülen kurumlar arasında yerel yönetimler/belediyeler ve siyasi partiler ilk sıralarda yer alırken, yolsuzluk iddiaları oy tercihlerini olumsuz etkiliyor. Belediyeler ayrıca, en fazla usulsüz ödeme ya da hediyenin verildiği kurumlar olarak göze çarpıyor. Türkiye’de h?l? bir siyasi etik yasasının bulunmaması, çıkar çatışmalarının önlenememesi ve siyasetin finansmanı, özellikle de seçim kampanyalarının finansmanı ile ilgili kayda değer bir denetim yapılamamasına neden oluyor. Ayrıca lobi faaliyetlerini düzenleyen bir yasal çerçeve de bulunmadığından siyasetin diğer alanlarla ilişkisinin gözetimi güçleşiyor. Türkiye’de siyasetin bir menfaat sağlama aracı olarak kullanıldığına dair örneklerle birlikte bu yönde güçlü bir algı olduğu da görülüyor.”

“Parti hakkındaki yolsuzluk iddiaları seçimde oy verirken tercihleri olumsuz etkileyecek”
Araştırma sonuçlarında, “dikkate değer” bir bulgunun da, katılımcıların yarısından fazlasının oy verdikleri parti hakkındaki yolsuzluk iddialarının gelecek seçimlerde oy verirken tercihlerini olumsuz etkileyeceğine işaret edildi.

“Son 1 yıl içinde usulsüz ödeme yapmanız/hediye vermeniz istendiyse, bu konuda yasal bir şikayette bulundunuz mu/ihbar ettiniz mi?” sorusuna katılımcıların yüzde 88’i hayır cevabını verdiği de ifade edilen araştırma sonuçlarında, “Bunun nedeni sorulduğunda ise, katılımcıların yüzde 60’ı yasal şikayette bulunmanın bir faydası olmayacağını belirtiyor” denildi ve eklendi:

“Araştırma sonuçları, yolsuzluğun Türkiye’de kamudan özel sektöre pek çok alanda adalet ve hizmete erişimi engelleyen bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Cezasızlık ile hukuk devleti ilkesinin zedelenmiş olması yolsuzlukla mücadeleyi etkisiz hale getiriyor.”

Kaynak : hurriyet.com.tr

Petrol istasyonlarına lazer görüntüleme sistemi

Yüksek çözünürlükte görüntüleme sistemi ile tarama esnasında tank içinin canlı görüntüsü kayıt altına alınarak tank modellemeleri gerçek tank görüntüleri ile karşılaştırılıyor. Böylece tankların içinde çatlak, deformasyon, kalibrasyona engel borular, uygun olmayan mekanik montajlar, dalgıç ve emiş borularının durumu, aşınma, tank içi ve dışı tüm kaçaklar tespit edilerek tankın yüzde yüz güvenliği sağlanmış oluyor. 

3D CalibeX-II ile Haziran 2015 döneminde devreye girmesi beklenen “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik”te belirtilen, Çevre Kanunu’nun zorunlu kıldığı “Çevre Uygulamaları” da yerine getirilmiş oluyor.

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

İngiltere’nin en zenginleri listesinde bir Türk

İngiltere’nin en zenginleri listesinde, Kıbrıslı Türk işadamı Türker Süleyman da yer aldı.  

Stajyer  muhasebeci olarak  iş hayatına başladığında  haftada  5.5 sterlin kazanan yatırımcı işadamının  Türkiye, Bulgaristan ve Gürcistan’da elbise fabrikalarının olduğu ve Marks and Spencer gibi mağazalara satış yaptığına dikkat çekilirken 2013 yılında üç şirketinin 5 milyon kar yaptığı kaydedildi. Üç şirketindeki  43 milyon mal varlığının şimdi en az 75 milyon edeceği ileri sürüldü.

Son aylarda  Dagon Den TV programının yatırımcı jürisinde yer alacağı için  İngiliz basınında sayfa sayfa röportajları yayınlanan Türker Süleyman, sitesinde kendisini şöyle tanıttı:

“1953’de Kıbrıs’ta doğdum. 5 yaşındayken ailemle İngiltere’ye geldim. Camberwell evim oldu. Babam burada lokanta açtı. Boş vakitlerimi aile lokantamızda geçirirdim. Babamın iş disiplininden çok şey öğrendim: sıkı çalışma, kararlılık ve her zaman aileye zaman ayırmak. İngiltere’ye geldiğimde İngilizce bilmiyordum. Okulu 8 iyi derece O-Level ile bitirmeyi başardım. Babam dengeli bir işim olmasını istedi. Okulu bırakınca muhasebecilik stajı yaptım. Muhasebeden tatmin olmayınca, büyükannem için arkadaşlarına satması için giysiler almaya başladım. 18 yaşına geldiğimde kendi konfeksiyon şirketimi kurdum. Kingsland Models ile elbise fabrikam ile C&A, Dorothy Perkins, Dunn Stores, Topshop gibi High Street mağazalarına satış yaptım. Benim gibi  Kıbrıslı Türk işadamı Asil Nadir o zamanlar Polly Peck’i yönetiyordu. Bana yardım edeceğini söyledi. Birkaç kez buluştuk. Sonra çekildi.
Ağabeyim ile  Low Profile şirketini kurup Türkiye, Gürcistan ve Bulgaristan’da üretime geçtik. 2012 yılında Low Profile 2000 işçi çalıştırıyordu. 2012’de Türkiye’den En Başarılı Şirket ödülüne layık görüldük. Marks and Spencer’e de satış yapıyorduk. 2000 yılında Ralph Lauren Europe’e gömlek yaparken Jermyn Street’de tanınmış gömlekçilerden Hawes Curtis’i 1 sterline, borçlarını üstlenerek satın aldık. 2008 yılında kadın elbisesi markası Ghost’u satın aldıktan sonra şimdi iki güzel kızımla vaktimi değerlendiriyor ve işimi geliştirmeye çalışıyorum”

The Sunday Times Para  ekinde yaklaşık bir sayfalık röportajında Türker Süleyman’ın bir süre önce Beckham’lara High Street Kensington’daki yüzme havuzlu muhteşem evini kiraya verdiğine dikkat çekildi.

 Kensington’da 3.3 milyon sterline aldığı şu anda 15 milyon değeri olan  evi Türker Süleyman’ın en iyi yatırımı olarak gördüğü vurgulandı.  BBC’de bu yıl sonuna doğru gösterilecek Dragons’ Den programında jüride yer alacak Türker Süleyman,  nasıl para kazanıldığını, iş hayatında  kaybedip tekrar nasıl kazanıldığını anlatacak. 

 

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Skibbe: Gurur verici


Eskişehirspor Teknik Direktörü Skibbe takımının F.Bahçe karşısındaki oyununu, “Gurur verici” olarak yorumladı. Alman hoca, “Her iki yarıda da oyunun hakimi bizdik” açıklamasını yaptı.

Kaynak : fotomac.com.tr

Pensilvanya’dan talimat aldılar

MİLLETİN RUHUNU BİLMEZLER

“Din derslerini, diyaneti kaldıracağız, diyenler sandığa gömülür. CHP de HDP de bunu söylüyor. Buna göz yumar mısınız? Diyaneti kaldıracağım diyen HDP, bir ilde eski bir müftüyü aday gösteriyor. Bunların iki yüzlülüğü bu işte. Milletin ruhunu bilmez bunlar. Bunlar akılları başka yerlerden alırlar. Üst akıldan alırlar. Bu paralel yapı yine harekete geçtiler. Kalkınma hamlemiz vardı, gezi provokasyonunu başlattılar. Vandallar Ankara, İstanbul sokaklarını doldurmaya kalktılar. Siz vandallara, palavracılara meydanı bırakmadınız.

ÇATI OLDU ÇATI MASKOTU

17-25 Aralık’ta paralel çeteyi harekete geçirdiler. Kumpaslarla bizi durdurmaya kalktılar. Hoca adı altında yurt dışından bu kumpasları yönetenler, hoca lakabını da hak etmezler bu halkı da. Bu topraklarda paralelcilere, vesayetçilere meydanı bırakmayacağız. Kumpascılara seçimlerde cevaplarını verdiniz. Şimdi yine cevabını vereceksiniz. Şimdi de temas halindeler. Kiminle ittifak ederseniz edin, önümüzü kesemezsiniz. Üç değil, 12 tanesi bir araya geldiler de ne oldu? Milletle bir araya gelmeyen başarılı olamaz. Çatı oldu çatı maskotu. Bir hareket yapacak onu bile yapamıyor, yanlış yapıyor.

YİNE DARBE PEŞİNDELER

Dün (önceki gün) yargıda bir darbe yapmaya çalıştılar. Yetkili olmayan bir mahkeme tahliye kararı aldı. Yasal bir zemini yok. ‘Biz paraleliz, hâlâ güçlüyüz’ demeye çalışıyorlar. Buradan sesleniyorum. Devlet olarak, hükümet olarak biz de buradayız. Bir hafta önce Pensilvanya’dan bir talimat aldılar. Kayıtları var bizde. ‘Hapisten çıkartılsın’ gibi bir talimat. Meydanı Pensilvanya’dan talimat alan savcılara bırakmayız. Bu kumpaslara izin vermeyiz. Yargıda şu ya da bu örgütlenmenin Türk yargısını esir almasına, yargıyı ele geçirmesine izin vermeyeceğiz. Biz hiç bir zaman yargıya müdahale etmedik. Adaleti tam tesis etmek için milli irade seferberliği ilan ediyoruz. Milli iradeyi paralelcilere karşı koruyacağız.

KILIÇDAROĞLU UNUTUR

Bizim işimiz çok, biz onlar gibi palavra üretmeyiz. Kılıçdaroğlu’nun sorunu unutmak. 1990’larda kalmış. Almanya’da diyor ki, kimseyi hastane kapılarında bekletmeyeceğiz. Biz 12 yıldır kimseyi hastane kapılarında bekletmiyoruz. Hesap uzmanıyım diyor hesabı bilmiyor. Kılıçdaroğlu buralara gelirse ki geleceğini sanmıyorum, o kumsallarda biraz oynar o kadar, sağlık merkezlerini hastaneleri gösterin ona.”

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Dilekçe hâkime verilmiş

Yazı İşleri Müdürü Eylem Özkan Dede ve Zabıt Katibi Ömer Aydoğan, sulh ceza hâkimlikleriyle ilgili itiraz dilekçelerinin ilk defa kendi mahkemelerinde değerlendirildiğine şahit olduklarını söyledi.
Eylem Özkan Dede, sulh ceza hâkimliklerinin verdiği tutuklama kararlarına itirazlarla ilgili kendilerine bugüne kadar hiç dilekçe gelmediğini söyledi. Dede, polis avukatlarının mahkeme kalemine itiraz dilekçelerini sunmadıklarını, dilekçelerin Hâkim Metin Özçelik’e verildiğini ifade etti. 29’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nin muhabere nöbetinde olduğunu ve normal şartlar altında bu tip itiraz dilekçelerini değerlendirme merci olmadığını söyleyen Dede, “Sehven bile gelmiş olsa tekrar merciine iade edilmesi gerekirdi” diye konuştu.

ZABIT KATİBİ SÜRECİ ANLATTI

Zabıt Katibi Ömer Aydoğan da salı günü Hâkim Metin Özçelik’in kendisini çağırdığını belirterek şunları anlattı: “Saat 17.00’den sonra beni çağırdı ve ‘Şu evrakları tara ve kaydet’ dedi. 51 adet dilekçeyi tek tek taradım. Sulh ceza hâkimliklerine ve savcılıklara müzekkere yazmaya başladık, UYAP’ta sıkıntı çıktığı için yazışmayı bitiremedik. Çarşamba sabahı hâkim bey yazıları tamamlamamı istedi. Hâkim beye, ‘Bunları biz mi değerlendireceğiz ?’ dedim. Hâkim bey, ‘Gelmiş dilekçeyi reddetme şansım yok’ dedi. Perşembe tatildi, kararı yazmaya devam ettik. Cuma günü 17.00’ye kadar yetiştirmeye çalıştık. Kararın gerekçeli kısmını kendi yazmış. 17.15 gibi onayladığımızı hatırlıyorum. ‘Şaibe olmasın diye de 32’nci Asliye Ceza Hâkimi Mustafa Başar’ın görevlendirilmesine karar yazıyoruz’ dedi. Saat 17.00’den sonra mahkeme aynı kalmakla birlikte nöbetçi hâkim değişiyor. Hâkim beyin isteği üzerine klasörleri 32’nci Asliye Ceza Mahkemesine götürdüm. Kalemde kimse yoktu.  Hâkim bey odasındaydı, klasörleri ona teslim ettim.”

Kaynak : hurriyet.com.tr

4 deve küstük

BM Güvenlik Konseyi’nin Çin ve İngiltere dışındaki üç önemli daimi üyesi, Rusya, ABD ve Fransa ile dünya meselelerinde Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri kadar ağırlık koyan Almanya da Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi tercih etti.
Ermenistan ve Ermeni diyasporası, olayları ‘soykırım’ olarak tanıyan ülkeler listesini geliştirmek için çaba harcıyor. Bu yıl 100’üncü yıl nedeniyle kampanyanın zirve yapması bekleniyordu. Öyle de oldu. 14 Nisan’dan itibaren parlamento kararları ve liderlerin açıklamaları birbirini izledi:
Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, 14 Nisan’da 1915 olaylarını anmak için Vatikan’da düzenlediği ayinde “20’nci yüzyılın ilk soykırımının Ermeni toplumuna karşı yapıldığının söylendiğini” ifade etti.

15 Nisan’da Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği ülkelerini 1915’te yaşananları ‘soykırım’ olarak tanımaya çağırdı.
Aynı gün Çek Cumhuriyeti Meclisi’nden ‘soykırım’ kararı geldi.
Bir hafta sonra 22 Nisan’da Avusturya Parlamentosu ‘soykırım’ dedi.
24 Nisan’da Rusya lideri Putin, Almanya Cumhurbaşkanı Gauck, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ve Fransa Başbakanı Valls, Ermenistan tezlerine açık destek verdi. Putin ve Hollande bizzat giderek Erivan’daki törenlere de katıldı. ABD Başkanı Obama ise ‘soykırım’ ifadesini kullanmayarak Ermeni diyasporasını kızdırsa da çok ağır ifadeleriyle Türkiye’nin de sert tepkisini çekti.
25 Nisan’ın sürprizi Bulgaristan Parlamentosu’nun aldığı ‘soykırım’ kararı oldu.

ÇANAKKALE YETMEDİ

Türkiye 24 Nisan gündemini Erivan’ın belirlememesi için aynı gün Çanakkale Kara Savaşları’nın 100’üncü Yıldönümü törenleri düzenledi. Başarılı da oldu. Galler Prensi Charles ve oğlu Prens Harry, Avustralya Başbakanı Tony Abbott ve Yeni Zelanda Başbakanı John Key Çanakkale’de hazır bulundu. Törenlere Cibuti, Mali, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 21 devlet veya hükümet başkanı katıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Erivan ile Çanakkale’yi kıyaslarken “Onlara 2, bize 20 geldi” diye özetledi.

AÇIKLAMALAR
Türkiye gelen ‘soykırım’ karar ve açıklamalarına karşı da kayıtsız kalmadı. Viyana ve Vatikan’daki Türk Büyükelçiler Ankara’ya çağrıldı. Diğer taraftan, siyasilerin ayaküstü yaptığı açıklamaların yanında, Dışişleri Bakanlığı da 11 gün içinde tam 7 yazılı açıklama yaparak Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tepkisini ortaya koydu. Üstelik, her zamanki klişelerle dolu diplomatik üslubun yerini ilgili ülkeleri, liderleri doğrudan hedef alan, suçlayan siyasi bir üslup tercih edildi. Örneğin, Avrupa Parlamentosu’nun kararına karşı yapılan 117 numaralı açıklamadaki üslup, “Açıklamayı kim yazdı” sorusunu da beraberinde getirdi. Resmi olarak “Dışişleri’ndeki ilgili daire yazdı” denilse de genel görüş, “Zaten AP, Avrupa’yı temsil etmiyor” temasının işlendiği açıklamanın bir siyasetçi tarafından kaleme alındığı yönündeydi. 
22 Nisan günü saat 20.51’de Avusturya Parlamentosu’nun kararına karşı yayınlanan 126 numaralı açıklama ise Avusturya’ya “Türkiye ve Türk milleti tarihine atılan bu iftirayı unutmayacaktır” mesajını iletiyordu.
24 Nisan günü dört ayrı açıklama geldi.
İlki 129 numaralıydı ve 19.03’te yapıldı. Putin’in ‘soykırım’ ifadesinin reddedildiği açıklamada, Rusya Kafkaslar, Orta Asya ve Doğu Avrupa’da yüz yıl boyunca kitlesel katliamlar gerçekleştirmekle suçlandı. Bununla da yetinilmedi sürgünler ve Holodomor gibi topluca cezalandırma yöntemleriyle özellikle Rusya tarihinde Türk ve Müslüman halklara yönelik insanlık dışı uygulamalar hatırlatıldı.
130 numaralı ikinci açıklama 22.41’de geldi ve Almanya Cumhurbaşkanı Gauck’un açıklamasına tepki gösterilirken “Türk halkı, Almanya Cumhurbaşkanı Gauck’un bu ifadelerini unutmayacak ve affetmeyecektir” denildi.
Saat 22.45’te gelen 131 numaralı açıklamada ise Obama’nın açıklamalarına diğerlerine göre daha ‘dikkatli’ bir üslupla tepki gösteriliyordu.
24 Nisan’ın son açıklaması 132 numaralıydı ve Fransa içindi. Saatler 23.42’yi gösterirken yapılan açıklamada hem Hollande, hem de Valls eleştiriliyordu. Fransızlar gerçekleri çarpıtmakla suçlanıyordu.
Dışişleri’nin 134 numaralı açıklaması ise 25 Nisan’da geldi. Bulgaristan Parlamentosu’nun kararına ilişkin açıklamada tavrın ‘dostça’ olmadığı vurgulandı.

ŞİMDİ NE OLACAK

Açıklamalardaki sert üslup ve içerikten sonra Türkiye’nin, dünya siyasetine yön veren önemli ülkelerle ilişkilerinin nasıl ilerleyeceğine dair sorumuzu yanıtlayan bir diplomat, “Bir süre ‘küs’ kalabiliriz ya da ‘sınırlı’ iletişim kurabiliriz. Ancak neticede karşılıklı çıkarlar bu gündemin tozlu raflarda unutulmasını sağlar” yorumunu yaptı.

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Ekici’siz olmuyor


Gençlerbirliği ile 1-1 berabere kalan Trabzonspor, Mehmet Ekici’den yoksun olduğu 5. maçı da kazanamadı. Konyaspor deplasmanında onun eksikliğinde oyun kurmakta zorlanan Trabzonspor, aynı tabloyu Ankara ekibi karşısında da yaşadı. Bu sezon bordo-mavililier Ekici’nin olmadığı maçlarda Karabük’e 3-0, Eskişehir’e 4-1, Konyaspor’a 1-0 yenilirken Gaziantep ile de 4-4 berabere kalmıştı. Bu arada eksik kadro Yatabare ve Waris’e yaradı. Sakatlıkları bulunan Belkalem, Onur, Ekici, Aytaç, hasta olan Cardozo ile kart cezalısı olan Özer’in yokluğunda forma giyen iki futbolcu forma hasreti de son buldu.

Sonuçta yenilmedik
Yataba re, Süper Lig’de en son 21 Aralık 2014′te oynanan ve 3-3 biten Bursaspor maçında 75 dakika sahada kalırken, Waris ise 01 Kasım 2014′te 1-1 biten Akhisar maçında ilk 11′de forma giymişti. Yatabare maç sonrası, “Yeterince iyi oynamadık. Ama sonuçta kaybemedik de” diye konuştu.

Yunus Emre SEL
Kaynak : fotomac.com.tr

Paramparça’nın fenomen ikilisi Alina Boz ve Leyla Tanlar<br> ilk kez bir arada

Ekranda ezeli düşmanlarsınız. Peki sette?
ALİNA BOZ: Sence? Tabii iyi anlaşamıyoruz. Aramızda büyük sorunlar var.

Hadi ya! Ne gibi?
LEYLA TANLAR: Ne çabuk inandın! Tabii ki çok iyi anlaşıyoruz.

Önceden tanışıyor muydunuz?
LEYLA:
Hayır. Aslında İstanbul’un farklı uçlarında yaşıyoruz. Birimiz Beylikdüzü, birimiz Zekeriyaköy. Herhalde ‘Paramparça’ olmasa hiç bir araya gelemezdik.

 

Herkes sizi konuşurken hayatınızda neler değişti?
LEYLA:
Sokakta gerçekten ‘Cansu’ymuşum gibi davrananlar oluyor. Sarılıp teselli ediyorlar. “O ‘Hazal’a söyle, onu yolarız” diyorlar.
ALİNA: Babama da “Sizin kız gerçekten de bu kadar agresif mi?” diye soruyorlarmış. Ama ben kötü tepkiyle karşılaşmadım. Sadece sosyal medyadan bazen beni gerçekten ‘Hazal’ zannederek eleştirenler var.

İşe başlarken bu kadar fenomen olacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
ALİNA:
Erkan Abi (Petekkaya) dizi başlamadan “Siz neyin içine girdiğinizin farkında değilsiniz” diyordu, inanmıyorduk.

 

Bir anda yıldızı parlayıp ortadan kaybolan, hayatları altüst olan çok genç yıldız var. Başınıza gelebileceklere karşı hazırlıklı mısınız?
ALİNA:
Kendime güveniyor, kötü bir şey yaşayacağımı sanmıyorum. Mesela bundan önce bir sit-com’da oynadım ve tutmadı. İşin o kısmı beni ilgilendirmiyor. Biz genciz, daha çok iş yaparız.

Gerçekten başınıza dizideki gibi bir hikâye gelseydi… Aileleriniz karışsa ve yıllar sonra bambaşka kültürden birinin çocuğu olduğunuzu öğrenseydiniz…
LEYLA:
Gerçek ailemi aramaz, beni büyüten ailemle yaşardım. Hatta kafamı karıştırmasınlar diye görüşmeyebilirdim bile.
ALİNA: Aynen. Benim için de gerçek anne, büyütendir.

 

Peki sonradan öğrendiğiniz gerçek aileniz dizideki gibi zengin olsa. İşin ucunda yalılar ve zengin bir yaşam varsa…
ALİNA:
Yalının büyüsü, zenginlik bizi baştan çıkartan şeyler değil. Yalı yerine küçük stüdyo daireler bana daha cazip geliyor.

 

 

 


ALİNA BOZ (16)
ÜÇGEN VÜCUT GİBİ BEKLENTİLERİM YOK

 

Sizin hikâyeniz nerede başlıyor?
Annem Rus. Babam Bulgaristan göçmeni.  7 yaşıma kadar Rusya’da yaşadım. Evde hep Rusça konuşulurdu. Rusya’da şiire, edebiyata ilgi çok. Ben de meraklıydım. Resim, heykel, bale, buz pateni ve yüzmeyle ilgilenirdim. Babamın işi dolayısıyla İstanbul’a geldik. Türkiye’ye taşındıktan sonra dans ve tiyatroya başladım.

Sizi kim keşfetti?
Altı yıl önce kışın bir alışveriş merkezinde bir çocuk etkinliği vardı. Ön sıralardan izliyordum. Noel Baba kılığındaki adam yanıma geldi, “Çok tatlı bir çocuksun annen seni mutlaka ajansa yazdırmalı” dedi. Annemler yazdırdı. Endimol’ün keşfiyle ‘Paramparça’ya başladım.

Şimdi ne okuyorsunuz?
Havacılık meslek lisesindeyim. Pilotluğa çok meraklıyım. Ama sözel kafam daha çok. Bu yüzden psikoloji okumayı istiyorum.

 

Kimileri canlandırdığınız ‘Hazal’dan nefret ediyor, kimi bayılıyor. Siz?
Ben ‘Hazal’a hak veriyorum. Fakir bir ortamda büyümüş, sonra bir bakıyor aileleri küçükken karışmış. Aslında anne-babası Türkiye’nin en zengin ailelerinden. Yıllarca onun yerine çok güzel hayat süren bir kız varmış. Hırslanıp sinirlenmesi normal.

Gelen şöhretten sonra aşk hayatınız nasıl?
Hayatımda biri yok. En son yıllar önce çıkma teklifi aldım. O zamanlar öyleydi. Şimdi değişti.

Şimdi yöntem ne?
Instagram üzerinden mesaj göndermek. Hatta dizi başladıktan sonra bir çocuk vardı. Leyla’yla bana aynı anda yazıyordu… (Gülüyorlar)

 

Sizin kalbinizi nasıl bir erkek çalar?
Olgunluk önemli. Öyle üçgen vücut falan gibi beklentilerim yok. Ama kumral her zaman iyidir.

 

 

 

ABİM VÜCUT GELİŞTİRİYOR, O YÜZDEN ERKEK MEVZULARINA GİRMİYORUM
LEYLA TANLAR (17)

 

Sizi herkes ‘Cansu’ olarak tanıyor ama aslında kimsiniz?
17 yaşımdayım. İstanbulluyum. Lise öğrencisiyim. Benim hayalim, üniversitede medya yöneticiliği eğitimi almak. Sonuçta hayatı yüzde 100 oyunculuğa bağlamamalı, ileride ne olacağı belli olmaz.

Oyunculuk nereden çıktı?
Kendimden ve yaptıklarımdan hiç tatmin olmadım. Hep farklı mesleklerin hayalini kurdum. Mesela doktorlarla ilgili bir dizi izleyip doktor olmak isterdim. Oyunculuk, hayalini kurduğum bütün işleri yapabilme olanağı tanıdı.  Altı ay ders aldım. İtalyan Lisesi’nde okuduğum için İtalya’da yaz okuluna gittim. O sırada ‘Paramparça’ için aradılar. Seçmelere katıldım. Yani beni keşfeden yönetmenimiz Cevdet Mercan oldu.

 

Bu kadar hızlı gelen şöhret başınızı döndürmedi mi? Mesela okul ne oldu?
Geçen dönem takdir aldım. Bu sene de öyle olur herhalde. Şöhrete gelirsek… Bu durumdan henüz çok etkilenmiyorum. Okulda falan rahatım yani. Arkadaşlarım ilk zamanlar takip ediyordu ama artık izlemiyorlar bile.

İzleyiciler sizin karaktere acıyor, onun adına üzülüyor. Peki siz?
‘Cansu’ hemen ağlayıp her şeyi çok çabuk kabul ediyor. Biraz daha güçlü durması lazım. Benim çevremde Cansu gibi biri yok. O yüzden ben de çoğu zaman ‘Hazal’ı seviyorum.

 

Erkeklerin ilgisi nasıl?
Bir abim var ve vücut geliştiriyor. O yüzden bu mevzulara cevap veremiyorum. Hayatıma girecek bir çocuğa da zamanım yok.

STAR’IN YENİ HİTİ PARAMPARÇA

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Biletleri kesildi


Büyük umutlarla alınan ancak bekleneni veremeyen Constant, Waris ve Yatabare için genel menajer Serhat Altıncı’ya satış yetkisi verildiği öğrenildi. Altıncı, 3 oyuncu için gelen teklifleri değerlendirip, yönetime iletecek. Sezon sonunda üç isimle de yolların ayrılması bekleniyor.

Kaynak : fotomac.com.tr

Aydınlar’a güzel haber!

Türkiye Basketbol 3. Ligi (TB3L) Final Grubu 2. Turu müsabakaları Eskişehir’de sürüyor.

 

Mehmet Ali Aydınlar’ın sahibi olduğu Acıbadem Üniversitesi, Zirve Üniversitesi’ni 72-50 mağlup etti. Acıbadem Üniversitesi bu sonuçla TB2L’ye yükselen ilk takım oldu.

Mehmet Ali Aydınlar, Eskişehir’deki karşılaşmalarda takımını yalnız bırakmadı.

Karşılaşma sonrası büyük sevinç yaşayan Acıbadem Üniversitesi’nde Sezgin Eriş 15 sayı, 3 ribaund, 2 asistle ‘en değerli oyuncu’ seçilirken, Mahir Bayrak 15 sayı, 3 ribaund, 2 asist, Ufuk Gürgen de 10 sayı, 8 ribaund, 3 asistle oynadı.

Zirve Üniversitesi’nde ise Tayfun Karabey 16 sayı, 5 ribaund, 3 asist ve Levent Demirci de 11 sayı, 2 ribaund, 3 asistle mücadeleyi noktaladı.

Kaynak : hurriyet.com.tr

Çocuğunuzun hayal gücünü<br>geliştirmek elinizde

Ona kitap okuyun, anlattığınız şeyleri düşünmesini sağlayın. Çocuğunuza kitap okumak, hayal etmesini sağlar.
Metinde geçen kişiler, yerler ve mekânlar hakkında onunla konuşun. Böylece hayalinde canlanan şeyleri öğrenebilir, kendi hikâyesini oluşturmasını sağlayabilirsiniz.

Olumsuz eleştiriler yapmayın
Ona kesinlikle “Olmamış, becerememişsin, beğenmedim” gibi ifadeler kullanmayın. Bunun yerine “Bir de şöyle düşünelim” diyerek, kendi çözümünüzü anlatın.

Onunla evcilik oynayın, bu oyunu arkadaşlarıyla da oynamasını sağlayın
Evcilik oynamak, çocuğun bir senaryo oluşturarak onu oynamasını sağlar ve hayal etmesine olanak verir. Bu oyunlarla çocuğun sosyal becerileri ve kelime dağarcığı gelişir. Kelime dağarcığı geliştikçe de düşüncesinin sınırları genişler.

Onunla bilmediği nesneler hakkında konuşun ve hayal ettiği şeyi tarif etmesini isteyin
Çocuğun bilmediği bir nesneyi anlatmaya çalışması, onun hayal gücünü kuvvetlendirir. Bir nesne seçin ve hayalinde canlanan şeyi anlatsın.

 

Uzun saatler boyunca televizyon izlemesine izin vermeyin
Televizyon, hayal gücünü sınırlandıran bir şeydir. Onun çok uzun süre televizyon karşısında kalmasındansa, doğru programları ve yayınları izlemesini sağlamak önemlidir.

Onu gezmeye götürün
Çocuğunuzu farklı şehirlere götürün, müzeleri gezdirin, yeni şeyler deneyimlemesini sağlayın. Böylece çocuğunuz daha çok hayal kuracak.

Bilgisayar teknolojilerinden faydalanın
Çocuklar için yararlı olan bilgisayar programları ve oyunlarından da yararlanabilirsiniz. Dijital resim yapma, boyama, matematik gibi alanlar, çocukların zihnini çalıştırmasını sağlar.

Çocuğunuzu sanatla tanıştırın
Sanat, hayal gücünü geliştiren en önemli alanlardan biri… Resim, heykel, fotoğraf gibi görsel sanatlar hayal gücünü geliştirir.

Müzikle ilgilenmesine önayak olun
Çocuğu müzik aleti çalmaya teşvik etmek, onun el becerilerini geliştirir ve yeni şeyler düşünmesini sağlar.

Kaynak : hurriyet.com.tr

Türk Lirası ayrıştı gidiyor

YILIN ilk aylarında ‘faiz indir’ baskısı nedeniyle bağımsızlığı sorgulanan, ardından hem siyasilerin hem piyasanın eleştirilerinin odağı haline gelen merkez bankası’nın çarşamba günkü Para Politikası Kurulu’nda hiçbir adım atmaması doları yeni tarihi zirvesine taşıdı. Güne 2.70 lira seviyelerinden başlayan dolar birden yükselişe geçti. Önce 2.73 lira zirvesi aşıldı ardından 2.7428 lira ile rekor geldi. Euro da bu kez dolara eşlik etti. Euro güne 2.92 liradan başlarken 2.9750 lirayı görerek bu yılın zirvesine çıktı. Ayrıca dün Türk Lirası’na karşı değer kazanmayan tek bir para birimi yok. Lira her para birimine karşı değer kaybetti en fazla kaybı yüzde 2.62 ile Malezya Ringgit’ine karşı yaşandı. Tüm bu kayıplara karşı Merkez Bankası’nın hamlesi 30 milyon dolar olarak açıkladığı döviz satış ihalesini 60 milyon dolar olarak açmak oldu. Serbest piyasada dolar günü 2.7270 liradan kapatırken bankalararası piyasada ise saat 18.30 itibariyle 2.7215 liradan işlem gördü.

BORSA İKİ AYIN ZİRVESİNDE KAPANDI

         


BORSA YÜZDE 2 YÜKSELDİ

DOLARIN rekor kırdığı iki yıllık gösterge tahvil faizinin yüzde 10’un üzerinde işlem gördüğü dün Borsa İstanbul ise yükseldi. Borsa İstanbul yüzde 2.11 yükselerek günü 85 bin 551 puandan kapattı. Piyasa uzmanları borsadaki yükselişi ‘olağandışı’ olarak yorumladı.

2.80 LİRA OLUR MU?

Türkiye’de seçim öncesi belirsizlik ve yaşanan gerginlikler bir süredir Türk Lirası’nın dolar karşısında diğer para birimlerinden daha fazla kaybetmesine neden oluyordu. Ama Merkez Bankası’nın son Para Politikası Kurulu’nda geçen ayki açıklamayı ‘kopyala-yapıştır’ yapması ve faiz oranlarına ilişkin hiç bir değişiklik yapmaması tüm bunların üzerine tuz biber oldu. Merkez Bankası sadece Türk Lirası zorunlu karşılıklarına ödenen faiz oranlarında 50 baz puan artış, döviz depo faiz oranlarında ise indirim yapmıştı. Uzmanlara göre piyasa Para Politikası Kurulu’ndan çıkan sonucu “Merkez Bankası Türk Lirası’nın değeri konusunda rahat” diye değerlendirdi ve gerekli hamleleri atmayacağına ikna oldu. Bu da önce 23 Nisan’da piyasa tatil iken doların 2.73 lirayı aşarak rekor kırmasına ardından dün de 2.74 liranın aşılması sonucunu doğurdu. Uzmanlar Merkez Bankası’nın adım atmadığı her gün Türk Lirası’nın daha fazla değer kaybedeceği görüşünde. Uzmanlar dolar kurunda bu seviyelerin kalıcı olması takdirde 2.80 liranın görülmesinin de mümkün olduğu uyarısı yapıyor.

EURO YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ÇIKTI

 

FAİZ %10’UN ÜZERİNDE

Merkez Bankası’nın çarşamba günkü açıklamasının ardından yüzde 10’u aşan iki yıllık gösterge tahvilin ortalama bileşik faizi dün kapanışta yüzde 10.20 oldu. 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi ise kapanışta yüzde 9.28’den işlem gördü.

Merkez’in hamlesi yetersiz kaldı

ALB Forex Analisti Enver Erkan, Merkez Bankası’nın çarşamba günü yaptığı hamlenin yeterli olmadığını ve TL’nin değer kaybettiğini söyledi. Erkan, “Merkez Bankası’nın geçtiğimiz haftaki hamlesi sonrasında ortaya çıkan fiyatlamalardan anlıyoruz ki, piyasa aslında Merkez’in daha keskin hamle yapmasını bekliyordu” diyerek Merkez’in zorunlu karşılık oranlarındaki ölçülü faiz artışı ve döviz depolarında ölçülü faiz indirimi hamlesinin yeterli olmadığını belirtti. Matematiksel müdahalelerin kurda gevşemeyi sağlamak açısından yeterli olmadığı belirten Erkan, yatırımcının ve kurumların halen dolar alma eğiliminde olduğunu vurguladı. Erkan şöyle devam etti: “Türk Lirası üzerinde zayıf makro veriler, yüksek enflasyon ve zayıf büyümenin yarattığı risklerle beraber, daha az riskli olan varlıklardan daha fazla getiri vaat etmiyor olması da değer kaybetme eğiliminin devam etmesine neden olmaktadır. Doların 2.73 liranın üzerinde kalıcı olursa 2.75 ve 2.80 liranın kısa sürede görülmesi mümkündür.”


 PETROL YILIN ZİRVESİNİ GÖRDÜ

 

 

Kaynak : hurriyet.com.tr

Şiddetle mücadele ‘elleri kırılsın’la olmaz

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, rapora muhalefet şerhi koydu.Komisyonda bağımsız kadın örgütlerinin dışlandığını, birikimi olmayan, iktidarın siyasi görüşüne yakın derneklerin dinlendiğini savundu. Yüceer ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ı eleştirerek “Şiddet olayları karşısında ‘Elleri kırılsın’ ya da ‘Tecavüzlerde çığlık atın’ diyen İslam inandırıcılıktan uzaktır” dedi. 


 

Kaynak : hurriyet.com.tr

İşçilere 5 gün “babalık izni” yürürlükte

4857 Sayılı İşçi Kanunu’nda yapılan düzenleme ile işçiye, eşinin doğum yapması halinde, beş gün ücretli izin hakkı getirildi.

Yasaya, “işçiye, evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü halinde üç gün, eşinin doğum yapması halinde ise beş gün ücretli izin verilir” ibaresi eklendi.

Doğum izni 7 güne çıkıyor

Düzenlemeye göre, cumartesi ve pazar günleri ile resmi tatiller, 5 günlük izne dahil edilmeyecek. Dolayısıyla doğum izni 7 güne hatta bazen bayramların da ilave edilmesiyle daha da uzayabilecek.

“İşçilerin “en az yüzde 70 engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler
halinde on güne kadar ücretli izin verilir” ibaresi de düzenlemede yer aldı.


 

Kaynak : hurriyet.com.tr